Kaygıyla baş etmenin sakin 5 yolu
Kaygı düşmanın değil; seni korumaya çalışan eski bir alarm sistemi. Onu susturmak yerine sesini kısmayı öğrenebilirsin.
Klinik Psikolog Elif Demir
Terapimeta uzman yazarı
Kaygı, bedeninin seni tehlikeye karşı hazırlamak için geliştirdiği çok eski bir sistem. Sorun, bu sistemin bugün gerçek bir tehlike olmadığında da devreye girmesi. Kalbin hızlanır, nefesin yüzeyselleşir, zihnin en kötü senaryoyu kurar.
1. Nefesi uzat, kısaltma Kaygıda nefes alışın kısalır. Nefesini 4 saniyede al, 4 saniye tut, 6 saniyede ver. Vermeyi uzatmak parasempatik sistemi devreye sokar; beden "tehlike geçti" mesajını alır. Üç dakika yeter.
2. Düşünceyi isimlendir "Berbat olacak" yerine "şu an aklımdan berbat olacağı düşüncesi geçiyor" de. Aradaki mesafe küçük görünür ama beyin için büyüktür: düşünceyle özdeşleşmek yerine onu gözlemlersin.
3. Beş duyuya dön Gördüğün beş şeyi, duyduğun dört sesi, dokunduğun üç yüzeyi, aldığın iki kokuyu, tattığın bir şeyi say. Kaygı geleceğe kaçar; duyular seni şimdiye geri getirir.
4. Kaçınmayı fark et Kaygı veren şeyden kaçındığın her seferde kaygı kısa vadede azalır, uzun vadede büyür. Küçük adımlarla yaklaşmak, kaçınmanın panzehiridir.
5. Yalnız taşıma Kaygı paylaşıldığında hafifler. Bir arkadaşına, bir yakınına ya da bir uzmana anlatmak, yükü ikiye bölmenin en hızlı yolu.
Bu beş yol kaygıyı yok etmez; onunla arana nefes alacak bir boşluk koyar. Kaygın gündelik hayatını, uykunu ya da ilişkilerini zorlamaya başladıysa bir uzmanla çalışmak en iyi adım olabilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve kişiye özel değerlendirme yerine geçmez. Acil bir durumdaysanız 112'yi arayın ya da en yakın acil servise başvurun.